|
TÜRK SİNEMASI'NDA
KÜRTLER
Türkiye
sineması tarihi boyunca Kürtler’i Kürt olarak yansıtmaktan
kaçınmıştır, bir anlamda inkar etmiştir Kürt gerçekliğini.
Türkiye’deki inkarcı devlet yaklaşımının bir sonucu olarak her
alanda inkar ve reddedilen Kürtler beyaz perde de kendilerine yer
bulamamışlardır. Beyaz perdede Kürtler Kürt olarak değil “İnek
Saban” tiplemesi ile yansıtılmışlardır çoğunlukla.
Türkiye sinemasında Kürt konulu filmlerin tarihi konusunda şimdiye
kadar akademik bir araştırma da yapılmamıştır. İlk Kürt konulu
Türkiye filmi hangisidir, Kürtler filmlerde nasıl yansıtılmıştır,
Kürt dili bu filmlerde kullanılma şansı bulmuş mudur? Ya da Türkiye
sineması Kürt bireyini, kültürünü filmlerde nasıl kullanmıştır?

Kürt
varlığını isim olarak kullanmamanın yani sıra, Türkiyeli
yönetmenlerin tavrı Kürt karakterleri ve Kürdistan coğrafyasını
kullanırken Türk kültürünün bir parçası olarak yansıtmak olmuştur.
Çok derin bir araştırma yapmamış olmakla birlikte, ulaşabildiğim
bilgiler çerçevesinde, Yılmaz Güney’in 1968 yılında başrolünü
oynadığı ve yönettiği Seyithan / Toprağın Gelini filminin Kürtler’i
konu olan, Kürt karakterlere yer veren ilk filim olduğunu söylemek
mümkün. Bu film her ne kadar Yılmaz Güney’in doğduğu Adana’nin
Yenice kasabasinda geçse de, başrol oyuncusu Nebahat Çehre’nin
oynadığı Keje karakteri isminden de anlaşılacağı üzere bir Kürt’tür.
Seyithan karakterinin de bir Kürt’u temsil ettiği çok açık
belirtiler olmasa da ortadadır. Seyithan’ın bir Kürt olarak
Yenice’deki yerel ağalık sistemiyle çelişmesi ve ona karşı savaşı
ise ayrıca dikkat çekicidir. Bu filmi ben Yılmaz Güney’in ilk
toplumsal içerikli filmi olarak görüyorum, toplumsal içerikli olduğu
kadar, sanatsal açıdan, çekim tekniği ve senaryo bakımından da
Yılmaz Güney sinemasında bir dönüm noktasıdır Seyithan. Seyithan
filminin dışında Güney’in Umut (1970), Endişe (1974) ve Sürü (1978)
filmleri de Kürtleri konu almaktadır. Ama bu filmlerde de Kürt
gerçekliği isim düzeyinde dile getirilememiş, müzik ve konu
aracılığıyla Güney çok da iyi tanıdığı Kürt dramını beyaz perdeye
taşımıştır.
Züğürt Ağa Kürt’tür

Türkiye sinemasında Kürtler’i konu alan yada Kürt karakterleri
içerisinde barındıran
belki de
yüzlerce film vardır. Bu filmlere ulaşmak, ve bilimsel temelde Kürt
karakterinin ve kültürünün yansıtılma ve temsil edilme tarzını
incelemek gerekir. Örneğin Şener Şen ve Erdal Özyağcılar’ın
başrollerde oynadığı 1985 yapımı Züğürt Ağa filmi hem konu olarak
hem de mekan olarak tam bir Kürt filmidir bence. Filmde kapitalizmin
etkisiyle yıkılan ağalık sistemi, bir Kürt ağanın yaşadığı dram ile
yansıtılmaya çalışılmıştı. Sanatsal açıdan oldukça basarili olan bu
film, toplumsal açıdan eleştirel bir içerik taşımasına karşın, Kürt
gerçekliğinin Kürt gerçekliği olarak betimlenmesi açısından sınıfta
kalmıştır. Filmde Kürtçe kullanılmamış, karakterlerin Kürt olduğu
bir biçimde belirtilmemiş, filmin geçtiği toprakların Kürtlere ait
olduğu unutulmuştur. Filmi dışardan izleyen, ya da sıradan bir
Türkiyeli filmin Türkiye’nin güneydoğusunda geçen bir olayı
işlediğini düşünmektedir doğal olarak. Ama gerek yönetmenlerin
tercihi, gerekse de yasal nedenlerden dolayı Kürt gerçekliği sinema
sektöründe ve Türkiye filmlerinde inkar edilmiştir demek yanlış
olmaz. Kürtlerin konu alındığı bir başka film ise 1987 yapımı ve
Şerif Gören tarafından yönetilmiş Katırcılar’dır. Kadir İnanır’in
başrolünü oynadığı film, Kürdistan’ı bölen sınırlara rağmen, sinirin
diğer yakasıyla ticari ilişkisini sürdüren Kürt kaçakçılarını
islemektedir. Bu film bir defa konu olarak; -her ne kadar pratik
anlamda Kürt adi ya da Kürt dili inkar edilmiş olsa da film
boyunca-, ve mekan olarak Kürt filmidir. Bu filme Kürtçe dublaj
yapılsa ortaya tam bir Kürt filmi çıkar konu ve içerik olarak. Bu
film sanatsal açıdan değerli olmasına ve karakterlerin yansıtılışı
açısından fazla bir olumsuzluk içermemesine karşın, var olan bir
gerçekliği manipule etmiştir ve Kürt gerçekliği bu filmde de
bastırılmıştır.
Sinan Çetin’in Kürtçe’ye yaklaşımı
Sinan Çetin’in yönettiği ve Kemal Sunal, Metin Akpinar ve Meltem
Cumbul’un başrollerini paylaştığı Propaganda (1998) filmi de dikkat
çekicidir. Bu filmde de yine Kürtlerin yaşadığı toprakları bölen
sinir olgusu temel olgu ise de, film bir gümrük memurunun başından
geçen komik olaylar derecesine düşürülmüş, ve Kürt gerçekliği bir
kez daha es geçilmiştir. Özellikle filmde Sinan Çetin tarafından
oynanan çoban karakterinin gümrük kapısında önce anlaşılmaz bir
dille (çobanın konuştuğu dil Kürtçe olsa gerek) sonra ise İngilizce
konuşması çok önemlidir. Çetin’in Kürt olduğunu düşündüğümüz çoban
karakterini kendi dilinde konuşturmayıp, anlam ifade etmeyen sesler
çıkartması ve daha sonra İngilizce konuşturması onun ve bir bütün
olarak Türk yönetmenlerin 1990’larin sonuna kadar Kürt gerçekliğini
nasıl yansıttığını göstermesi açısından dikkat çekicidir. .
İnek Saban’laştırılan Kürt
Kemal Sunal ve Şener Sen’in başrollerde oynadığı 1978 yapımı Kibar
Feyzo ile Şener Sen’in başrolde olduğu 1983 yapımı Şalvar Davası
filmleri gibi onlarca film vardır Türkiye sinemasinda Kürt yaşamını
konu alan. Ama bu filmlerde ekrana yansitilan Kürt tiplemeleri
üçkağıtçı, düzenbaz, bencil ve güvenilmez tiplerdir. Zaten Kemal
Sunal’in neredeyse ikinci adı haline getirilen “İnek Saban”
tiplemesi başlı başına Türk sinemasının Kürt gerçekliğine ve
kültürüne bakış açısını ortaya koymaktadır. Kemal Sunal’in
oyunculuğu ayrı bir konudur, söylemek istediğim onun oyunculuğunu
olumsuzlamak değildir ama Kemal Sunal’ın “İnek Şaban” olarak
oynadığı Kürtler’i aşağılayan tiplemelerden sonra, canlandırdığı
neredeyse her karakter, Kürtler’le ilgili olsun ya da olmasın, Kürt
tipini çağrıştırmaya başlamıştır bir bakıma.
Kemal Sunal, Şener Şen ve İlyas Salman Türk sinemasındaki Kürt
tiplemelerini oynayan oyunculardır. Kürt karakterleri canlandıran
oyuncuların secimi de bence bilinçlidir. Türkiye filmlerinde Kürt
karakterler genellikle Kemal Sunal, Şener Şen, İlyas Salman, Zeki
Alasya, Metin Akpınar gibi komedi oyuncusu olarak tanınan sanatçılar
tarafından canlandırılmış, bu da filmlerde gerçek Kürt kişilerinin
başrolde yansımasını engellemiştir. Bu secimin bilinçli olduğunu ve
Kürt gerçekliğini inkar etmenin veya gizlemenin bir aracı olduğunu
düşünüyorum. Bununla birlikte bu oyuncuların canlandırdığı
karakterler ağa, marabası ve Kürt köylüleridir, bu oyuncular
aracılığıyla yansıtılan ve betimlenen Kürt kişiliği ise, üç kağıtçı,
bencil, acımasız, medeniyetten uzak, feodal dönemde kalmış, okuma
yazma bilmeyen geri kalmış tiplemelerdir. Böyle bir yansıtmayı ve
betimlemeyi yaparken filmler komedi formatında çekilerek belki de
tepkiler yumuşatılmak istenmiş ya da izleyicilerin bu karakterler
şahsında çarpıtılarak yansıtılan Kürt gerçekliği konusunda fazla
düşünmesinin önüne geçilmiştir. Bu oyuncuların canlandırdığı
karakterler hiçbir zaman gerçek anlamda Kürt olmamışlar, onların
sahsında ekrana yansıtılan Kürtler ise birkaç istisna dışında geri
bir kültüre ait insanlardır. “İnek Şaban” ve “Gerzek Saban”
filmlerinin isimlerinden de anlaşılacağı üzere Kürtler bu filmlerde
sözde bir inek kadar akilsiz ve gerzek olarak canlandırılmışlardır.
Kemal Sunal “İnek Şaban” tiplemesi ile Türkiye’de izleyicilerin
gönlünde taht kurmuştur ama bunu yaparken film |